DOLUNAY FM ISLAMI FORUM

*Hos Geldiniz* Allahumme Salli Ala Seyyidina Muhammed * Deyip OYLE CIKIN iNSALLAH
DOLUNAY FM ISLAMI FORUM

Saat

Giriş yap

Şifremi unuttum

Kimler hatta?

Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok


Sitede bugüne kadar en çok 67 kişi Cuma Tem. 28, 2017 10:45 pm tarihinde online oldu.

Dua Kuran-i Kerim Dinle

En çok konu başlayanlar

En son konular

» Sabah ve İkindi Namazından Sonra Nafile Namaz Kılınır mı?
Çarş. Haz. 27, 2012 9:16 am tarafından Admin

» Kur'an okumanın zararları
Çarş. Haz. 27, 2012 8:33 am tarafından Admin

» İslam Düşmanlarını Sevmenin Zararları
Çarş. Haz. 27, 2012 8:29 am tarafından Admin

» Vaktin Önemi ve Onu Boş Yere Harcamanın Zararları
Çarş. Haz. 27, 2012 8:26 am tarafından Admin

» Hadis Ezber Etkinlikleri
Perş. Mayıs 24, 2012 1:29 am tarafından Admin

» Namaz Dersleri
Perş. Mayıs 24, 2012 1:21 am tarafından Admin

» Regaip Kandili ile ilgili Hadisler
Perş. Mayıs 24, 2012 12:39 am tarafından Admin

» Regaib Kandili Nedir?
Perş. Mayıs 24, 2012 12:28 am tarafından Admin

» Üç Aylar İle İlgili Hadis-i Şerifler..
Perş. Mayıs 24, 2012 12:11 am tarafından Admin

Her gune ozel soz

Ezan Ve Namaz Vakitleri



En iyi yollayıcılar

Istatistikler

Kullanıcılarımız toplam 203 mesaj attılar bunda 142 konu

Toplam 12 kayıtlı kullanıcımız var

Son kaydolan kullanıcımız: vildankader@gmail.com

Cevşen-ül Kebir

Ey OguL

EY OGUL...... Bu yalan dünya mesakkat ve çile yeridir,sikintisiz çilesiz hayat hayat degildir,musibetlerse iyilerin hep pesindedir,dinle bütün nebiler neler çekmis EY OGUL...... Ademle havva akibet cennetten kovuldu,yakubunsa yillarca gözleri görmez oldu,eyyubun vücudunu habis kurtlar bürüdü,dert çekmeden kemale eremezsin EY OGUL...... ibrahim gibi ateslere atilmadikça,ismail gibi minada kurban olmadikça,yunus gibi baligin karninda kalmadikça ,gerçek müslüman olamazsin EY OGUL....... Aise gibi iftiraya ugramadikça,musa gibi kizildenize açilmadikça,yusuf gibi kardesler kuyuya atmadikça,sen dervis olamazsin EY OGUL..... Isa gibi çarmiha zulmle gerilmedikçe,süleyman gibi kus dilini bilmedikçe,nuh gibi tufanda gemiye binmedikçe,cennet ucuz degil kazanamazsin EY OGUL..... Hazreti ömer adaletle daim yogruldu,meryem magarada babasiz çocuk dogurdu,rabia ise bodrumda yilanla dost oldu,çile çekmeden alim olamazsin EY OGUL..... Veysel karani ise ana sözü dinlerdi,mevlana hak hak diye dönüp rabbe yöneldi,evliya çelebi hep diyar diyar gezerdi,rabbini aramadan bulamazsin EY OGUL.... Ali hem cengaverdi hemde çok cesaretli,yunus taptuka yillarca hizmet eyledi,imami azam elma suyunu içiverdi,gaflete dalmadan uyanamazsin EY OGUL..... Hazreti Muhammed gibi hicret etmedikçe,ayagina deve dikenleri batmadikça,magarayi örümcekler agla sarmadikça,hak dostuna komsu olamazsin EY OGUL.... Peygamberimize amcasi çok eziyet etti,nuhun oglu ise gemiye binmedi,kabil kardesini vurup nefsine yenildi,düsman uzakta deme en yakinin EY OGUL..... Bütün çileler bosuna çekilmedi,aciyla sabirla biryerlere gelindi,hepside tek tek imtihana tabi tutuldu,kazananlar kevser suyundan içti EY OGUL...... Atese dayanacagin kadar günah isle,büyük ruhlar büyük aci çeker bunu belle,sen peygamberlerin kuranin yolunu izle,ne kadar haksizliga ugrasanda EY OGULLLLLLL....... Yazar: Nur Yuzlum________

    Hanim Kardeslerimize bir kac Bilgilendirme

    Paylaş
    avatar
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 207
    Kayıt tarihi : 18/03/12

    Hanim Kardeslerimize bir kac Bilgilendirme

    Mesaj  Admin Bir Perş. Mayıs 17, 2012 7:46 am

    İslamdan Önce Kadının Konumu

    Hamd, Alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur . Salâtü Selâm Rasûlullah sallallah u aleyhi ve sellem’in, ehlinin, sahabesin in ve de kıyamete kadar onları dost edinen herkesin üzerine olsun.
    “İslam’dan önce” tabiri ile özel olarak Arapların, genel olarak da bütün yeryüzündeki insanların yaşadıkları cahiliye dönemi kastedilm ektedir. Bu dönemde insanlara gelen Peygamber lerin ardı arkası kesilmiş, yollar seçilmez olmuştu. Hadis-i şerifte belirtild iği üzere Allah onlara nazar etmiş, Araplarıyla Arap olmayanla rıyla –kitap ehlinden geriye kalmış bir azınlık dışında- hepsine gazap etmiştir. Bu dönemde kadın, genellikl e- Arap toplumund a- karanlık bir dünyanın içinde yaşıyordu. Araplar kız evlatlara sahip olmaktan hoşlanmıyorlardı. Kimileri onu diri diri toprağa gömer, kimileri ise zelil ve aşağılık bir hayat sürsün diye onu hayatta bırakır, ona dokunmazdı. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmakt adır:
    “Onlardan birine kız çocuğu müjdesi verilince pek öfkeli olarak yüzü simsiyah kesilir, kendisine verilen kötü müjdeden ötürü kavminden gizlenir, aşağılanmayı göze alarak onu alıkoysun mu yoksa diri diri toprağa mı gömsün (şaşırır kalır)? Bak verdikler i hükümleri ne kadar kötüdür!” (en-Nahl, 16/58-59)
    “Diri diri gömülen kız çocuğa hangi günahtan dolayı öldürüldü, diye sorulacağı zaman” (et-Tekvir, 81/8-9)
    Diri diri gömülen kız çocuğu (el-mev’ûde): Toprağın altına gömülerek öldürülen kız çocuğu demektir. Eğer bu kız diri diri gömülmekten kurtulup hayatta kalırsa o vakit oldukça aşağılık bir hayat sürerdi. Yakınlarının malları ne kadar çok olursa olsun, kendisi ne kadar muhtaç ve fakir bulunursa bulunsun yakınlarından kalan mirastan hiç bir pay alamazdı. Çünkü onlar mirası erkeklere verirler, kadınları mirastan mahrum ederlerdi . Hatta kadın, ölen kocasının miras malı kabul edilirdi. Pek çok sayıda kadın bir tek erkeğin eşi olarak yaşardı. Çünkü o dönemlerde erkekleri n evlenebil ecekleri kadın sayısı için herhangi bir sınır yoktu. Bundan ötürü karşı karşıya kaldıkları sıkıntılar, haksızlıklar ve tazyikler hiç kimse tarafından önemsenmezdi


    En son Admin tarafından Perş. Mayıs 17, 2012 9:59 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
    avatar
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 207
    Kayıt tarihi : 18/03/12

    İslam’da Kadının Durumu

    Mesaj  Admin Bir Perş. Mayıs 17, 2012 7:48 am

    İslam’da Kadının Durumu

    İslam gelince kadının üstündeki bu haksızlıkları kaldırdı. Ona insanlık çerçevesinde sahip olduğu itibarını geri verdi. Yüce Allah şöyle buyurmakt adır:
    “Ey insanlar, Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık.” (el-Hucurat, 49/13)
    Yüce Allah insanlığın başangıcı noktasında kadının erkeğin ortağı olduğunu söz konusu etmektedi r. Tıpkı yapılan ameller karşılığında verilecek mükâfat yahut cezada erkek ile aynı durumda olduğu gibi.
    “Erkek olsun, kadın olsun kim mümin olduğu halde salih amel işlerse biz şüphesiz ona çok güzel bir hayat yaşatırız” (en-Nahl, 16/97)
    “Ta ki Allah münafık erkeklerl e münafık kadınları, müşrik erkeklerl e müşrik kadınları azaplandırsın” (el-Ahzab, 33/73)
    Yüce Allah, ölen kocanın miras malları arasında kadının miras malı kabul edilmesin i şu buyruğuyla haram kılmıştır:
    “Ey iman edenler, kadınları zorla miras almanız size helâl değildir” (en-Nisa, 4/19)
    Böylece İslâm, kadının bağımsız bir kişiliğe sahip olduğunu teminat altına almış, onun miras alınan bir mal değil; mirasçı olduğunu ortaya koymuş ve ölen yakınlarının malından kalan mirasta da kadına bir hak ayırmıştır. Yüce Allah şöyle buyurmakt adır:
    “Baba ve anne ile yakın akrabaların bıraktıklarından erkekler için bir pay, yine baba ve anne ile yakın akrabaların bıraktıklarından kadınlar için –o maldan az veya çok olsun- farz kılınmış bir pay vardır” (en-Nisa, 4/7)
    “Çocuklarınız hakkında Allah size şöyle emrediyor: Erkeğe iki dişinin payı kadar (veriniz). Eğer kadınlar ikiden fazla iseler mirasın üçte ikisi onlarındır. Şayet kız bir tek ise mirasın yarısı onundur.” (en-Nisa, 4/11)
    Ve ister kız ister kız kardeş ister zevce olarak kadının mirasçılığı ile ilgili diğer hükümler …
    Allah azami dört kadın ile evlenileb ileceğini tesbit etmiş ve bu hususta eşler arasında mümkün olan adaleti yerine getirme şartını koşmuş, onlarla maruf ölçüler içerisinde geçinmeyi farz kılmıştır:
    “Onlarla iyi geçinin!” (en-Nisa, 4/19)
    Yüce Allah mehri kadına ait bir hak olarak tesbit etmiş, bu hakkı ona gönül hoşluğu ile bağışladığı kısmı müstesnâ, eksiksiz olarak vermeyi emretmiştir:
    “Kadınlara mehirleri ni hoşnutlukla verin. Bununla beraber gönül hoşluğu ile onun bir kısmını size bağışlarlarsa onu da afiyetle yiyin” (en-Nisa, 4/4)
    Yüce Allah hanımı kocasının evinde emredici, yasak koyucu bir çoban, çocuklarının başında bir âmir olarak tesbit etmiştir.
    Peygamber sallallah u aleyhi vesellem şöyle buyurmakt adır:
    “Kadın kocasının evinde bir çobandır ve güttüklerinden sorumludu r.”
    Ayrıca onun nafakasının ve giyiminin maruf ölçüler çerçevesinde karşılanmasını kocaya bir görev olarak vermiştir.

    </STRONG>
    avatar
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 207
    Kayıt tarihi : 18/03/12

    Kadının Haysiyeti ni Ve Haklarını Elinden Almak İsteyen Günümüzdeki İslam Düşmanları Ve Onların Maşaları:

    Mesaj  Admin Bir Perş. Mayıs 17, 2012 7:52 am

    Kadının Haysiyeti ni Ve Haklarını Elinden Almak İsteyen Günümüzdeki İslam Düşmanları Ve Onların Maşaları:

    İslam’ın hatta insanlığın düşmanı olan günümüz kafirleri, münafıkları ve kalplerin de hastalık bulunan kimseler müslüman kadının elde ettiği şeref, haysiyet, üstünlük ve himayeden rahatsız olmuşlar ve bundan dolayı kin gütmüşlerdir. Çünkü İslam düşmanı kafir ve münafıklar kadını yıkıcı bir araç, kendisi vasıtasıyla zayıf imanlılar ile serkeş bir takım duygulara sahip kimseleri n; galeyana gelmiş arzu ve istekleri ni doyuracak ları bir av haline getirmek istemekte dirler. Tıpkı yüce Allah’ın şu buyruğunda olduğu gibi:
    “Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler.” (en-Nisâ, 4/27)
    Kalplerin de hastalık bulunan müslümanlar ise, kadının şehvet pazarlarında ve şeytanî duyguya sahip kimseler nazarında sergilene n ucuz bir mal, gözlerinin önünde güzel görünümü ile zevk alacakları açık bir meta olmasını yahutta çirkin emellerin i gerçekleştirebilecek bir hale düşmesini isterler. Bundan dolayı erkeklerl e yan yana çalışmak için evinden kadını çıkarmaya yahut da hastahane de bir hemşire olarak, uçakta bir hostes olarak, karma eğitim yapılan sınıflarda öğrenci ya da öğretmen olarak, sahnede bir oyuncu, şarkıcı olarak, çeşitli medyatik araçlarda spiker ya da benzeri bir görevde bulunarak, sesiyle, fitneye düşüren açık bir görüntüye sahip bir halde erkeklere hizmet verecek bir konuma gelmesi için özel gayret harcadılar. Pornograf ik dergiler genç kızların aklı çelen çıplak fotoğraflarını yayınlayarak dergileri nin satılması ve pazarlanm ası için bir araç edindiler . Bazı tüccarlar ve bazı iş yeri sahipleri ise bu resimleri kendi mallarının pazarlanm ası için bir araç olarak kullandılar. İşte bu yanlış uygulama sebebiyle kadın evindeki gerçek görevinden uzaklaştırılmış oldu. Bunun neticesin de kocaları çocuklarını eğitmek, evlerinin işlerini düzene koymak için yabancı kadınlar getirmek zorunda kaldı. Bu ise pek çok fitneleri n ortaya çıkmasına ve büyük kötülüklerin meydana gelmesine sebep oldu.
    Bizler aşağıdaki ilkelere uyulmak şartıyla kadının evinin dışında çalışmasına karşı değiliz:
    1- Kadının böyle bir iş yapmaya ihtiyaç duyması, yahut da toplumda bu işleri yapacak erkekleri n bulunmama sı sonucu kadının çalışmasına gerek duyulması.
    2- Bu işlerini temel görevi olan evdeki işini yerine getirdikt en sonra yapması.
    3- Erkeklerd en uzak bir ortamda kadınlar için öğretmenlik, doktorluk yahut da hastabakıcılık gibi işleri yapması.
    Kadının dini emirleri öğrenmesine de engel yoktur. Hatta bu farzdır; gerek duyacağı dini bilgileri öğrenmelidir. Bu öğrenim kadınların bulunduğu bir ortamda olmalıdır. Mescit ve benzeri yerlerdek i derslere katılmasında ve erkeklerd en ayrı tesettür içerisinde bulunmasında bir sakınca yoktur. Bu İslam’ın ilk dönemlerinde hanımların riayet ettiği şartlar çerçevesinde olacaktır. Çünkü onlar o dönemde çalışıyor, öğreniyor ve mescitler de bulunuyor


    En son Admin tarafından Perş. Mayıs 17, 2012 8:19 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
    avatar
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 207
    Kayıt tarihi : 18/03/12

    Ay Hali, İstihâza Ve Loğusalığa Dair Bazı Hükümler

    Mesaj  Admin Bir Perş. Mayıs 17, 2012 7:56 am

    Ay Hali, İstihâza Ve Loğusalığa Dair Bazı Hükümler
    1- Ay Hali Hükümleri

    Sözlükte: “Hayd” akmak demektir, şer’an ise belli vakitlerd e kadının rahminin dip taraflarından çıkan bir kandır. Bu herhangi bir hastalık ya da rahatsızlık sebebiyle gelmez, aksine yüce Allah’ın Âdemin kızlarının yaratılışında takdir ettiği bir şeydir. Allah bu kanı rahimde çocuğun hamilelik döneminde beslenmes i için yaratmıştır. Daha sonra çocuğun doğumu akabinde bu süte dönüşür. Eğer kadın hamile ya da süt emziren birisi değil ise, bu kanın gidecek bir yeri olmadığından dolayı belli vakitlerd e dışarı çıkar ve bu adet ya da ay hali diye bilinir.

    Kadının Ay Hali Yaşı

    Çoğunlukla kadının ay hali olduğu asgari bir yaşı olur ve elli yaşına kadar devam eder. Yüce Allah şöyle buyurmakt adır: “Kadınlarınız arasından ay halinden kesilmiş olanlarla asla ay hali olmamışların (iddetleri) hakkında şüphe edersiniz” (et-Talak, 64/4)
    Burada ay hali olmayan kadınlardan kasıt, elli yaşına gelmiş olanlardır. Ay hali olmamışlardan kasıt ise dokuz yaşına gelmemiş olanlardır.

    Ay Hali Olan Kadın İle İlgili Hükümler

    1- Kadın ay hali iken onunla cinsel ilişkiye girmek haramdır. Çünkü yüce Allah: “Sana ay halinden sorarlar, de ki: ‘O bir rahatsızlıktır. Onun için ay halindeyk en kadınlardan ayrı durun. Temizleni nceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlend iler mi o zaman Allah’ın size emrettiği yerden onlara varın. Gerçekten Allah çokça tevbe edenleri de sever, çok temizlene nleri de sever” (el-Bakara, 2/222) diye buyurmakt adır.
    Bu haramlık hali kadın ay halinden kesilip bundan dolayı gusletmes ine kadar devam eder. Çünkü yüce Allah: “Temizleni nceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlend iler mi o zaman Allah’ın size emrettiği yerden onlara varın” diye buyurmakt adır.
    Ay hali olan kadının kocası, cima etmek dışında hanımından her şekilde istifade edebilir. Çünkü Peygamber sallallah u aleyhi vesellem: “Cima dışında her şeyi yapabilir siniz” diye buyurmuştur.
    2- Ay hali olan kadın ay hali olduğu süre içerisinde oruç tutamaz, namaz kılamaz. Bu haldeyken bunları yapması haramdır. Bu halde iken bu ibadetler in işlenmesi sahih değildir. Çünkü Peygamber imiz sallallah u aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: “Kadın ay hali olduğu vakit namaz kılmayı ve oruç tutmayı bırakmıyor mu?”
    Ay hali olan kadın temizlend ikten sonra orucun kazasını yapar. Fakat namazın kazasını yapmaz. Çünkü Âişe radıyallahu anha şöyle demiştir: “Bizler Rasûlullah sallallah u aleyhi vesellem hayata iken ay hali olurduk. Orucun kazasını yapmamız emrolunur, fakat namazın kazasını yapmamız emredilme zdi.”
    Aradaki farka gelince -doğrusunu en iyi bilen Allah’tır- namaz tekrarlan an bir ibadettir . Bu husustaki zorluk ve sıkıntı sebebiyle kaza edilmesi vacip değildir, oruç ise böyle değildir.
    3- Ay hali olan kadının arada bir engel bulunmaksızın Mushafa doğrudan dokunması haramdır. Çünkü yüce Allah: “Ona ancak tertemiz olanlar el değdirir” (el-Vakıa, 56/79) diye buyurmuştur. Ayrıca Rasûlullah sallallah u aleyhi vesellem’in Amr b. Hazm’a yazdığı mektubund a: “Mushaf’a da ancak temiz olan bir kimse el değdirebilir” buyurmuştur. Bu insanlar tarafından kabul ile karşılanan bir iş olduğundan adeta mütevatir rivayete benzer. Şeyhü’l-İslam İbn Teymiyye -Allah’ın rahmeti üzerine olsun- şöyle demektedi r: “Dört mezhep imamının görüşüne göre mushafa ancak taharetli olan kimse el değdirebilir. Ay hali olanın, Kur’an’a el değdirmeksizin Kur’an okuyabile ceği hususunda ilim ehli arasında görüş ayrılığı vardır. İhtiyata daha uygun olan unutacağından korkması gibi bir zaruret hali olması dışında, Kur’an okuyamaya cağıdır. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.”
    4- Ay hali olan kadının Beytullahı tavaf etmesi haramdır. Çünkü Peygamber sallallah u aleyhi vesellem Âişe radıyallahu anha ay hali olunca şöyle demiştir:
    “Hacc eden kimsenin yaptığı her işi yap; şu kadar var ki temizleni nceye kadar Beyti tavaf etme!”
    5- Ay hali olan bir kadının mescitte kalması haramdır. Çünkü Peygamber sallallah u aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
    “Ben ay hali olana da cünübe de mescitte kalmayı helal kılmıyorum.”
    “Mescit, ay hali olana da cünüp olana da helal değildir”
    Bununla birlikte orada kalmaksızın mescitten geçip gitmesi caizdir. Çünkü Âişe radıyallahu anha’nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Rasûlullah sallallah u aleyhi vesellem bana
    “Mescitten seccadeyi ver” buyurdu. Ben:
    “Ben ay haliyim” deyince:
    “Senin ay hali olman senin elinde olan bir şey değildir” diye buyurdu.
    Ay hali olan hanımın tehlil, tekbir, tesbih, dua gibi meşhur zikirleri yapması ile sabah akşam uyumak isterken uyanırken yapılacağı varid olmuş meşru duaları okuması da sakıncasızdır. Ayrıca tefsir, hadis ve fıkıh gibi ilim kitapları okumasında da bir sakınca yoktur.
    [/b]


    En son Admin tarafından Perş. Mayıs 17, 2012 8:16 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
    avatar
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 207
    Kayıt tarihi : 18/03/12

    Kadın Ay Halinin Sona Erdiğini Nasıl Anlar

    Mesaj  Admin Bir Perş. Mayıs 17, 2012 8:04 am

    Kadın Ay Halinin Sona Erdiğini Nasıl Anlar

    Kadın ay halinin sona erdiğini şu iki alametten birisi ile bilebilir:
    Birinci alamet: Beyaz akıntının gelmesidi r: Bu ay hali kanı akabinde gelen beyaz bir sudur, kireç suyunu andırır. Bazen beyazın dışında bir renkte de olabilir, kadınların hallerine göre değişiklik arzedebil ir.
    İkinci alamet ise kuruluktu r. Bu da kadının fercine bir bez yada bir pamuk parçası sokup çıkardıktan sonra bunun, kan, bulanıklık ya da sarılık gibi üzerinde herhangi bir iz bulunmaksızın kuru halde çıkması demektir.

    Ay Hali Sona Eren Kadının Yapması Gerekenler

    Ay hali olan kadının bu durumu sona erdiğinde gusl etmesi gerekir. Bu da bütün vücudunda taharet niyetiyle suyu kullanması ile olur. Çünkü Peygamber sallallah u aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
    “Ay halin başladı mı namazı bırak bitti mi gusl et ve namazı kıl.”
    Gusl etme şekli şöyledir: Namaz ve benzeri bir ibadet için hadesi kaldırmayı yahut da temizlenm eye niyet eder, sonra: Bismillah, deyip bütün vücuduna su döker. Saçlarının diplerini ıslatır. Ancak saçlarını -örük ise- çözmesi gerekmez. Sadece su ile ıslatır. Şayet su ile birlikte sidr yahut temizleyi ci maddeler kullanaca k olursa bu da güzeldir. Üzerinde misk yahut başka bir hoş koku bulunan bir pamuk parçası alıp guslettik ten sonra fercine koyması mustehaptır. Çünkü Peygamber sallallah u aleyhi vesellem bunu Esma’ya emretmiştir.

    Ay Hali Yahut Loğusa Kadın Güneş Batımından Ya Da Tan Yeri Ağarmasından Önce Temizleni rse Nelere Dikkat Eder

    Ay hali yahut loğusa kadın güneş batımından önce temizleni rse o günün öğle ve ikindi namazını kılmalıdır. Tan yeri ağarmadan önce temizleni rse o gecenin akşam ve yatsı namazını kılmalıdır. Çünkü özür halinde ikinci namazın vakti, diğer birinci namazın da vaktidir.
    Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye, fetvalarında (XXII, 434) şunları söylemektedir: “Bundan dolayı Malik, Şafiî ve Ahmed gibi ulemanın cumhuru (çoğunluğu) eğer ay hali olan kadın günün sonunda temizlene cek olursa, öğle ve ikindi namazlarını birlikte, şayet gecenin sonunda temizlene cek olursa akşam ve yatsı namazlarını birlikte kılar, demişlerdir. Nitekim bu görüş Abdurrahm an b. Avf, Ebu Hureyre ve Abdullah b. Abbas’tan da rivayet edilmiştir. Çünkü vakit özür halinde her iki namaz için ortaktır. O halde günün sonunda temizlene cek olursa öğle namazının vakti devam ediyor demektir; bundan dolayı öğleyi ikindiden evvel kılar. Şayet gecenin sonunda temizlene cek olursa özür halinde akşam namazı devam ediyor demektir. Bundan dolayı yatsıdan önce akşamı kılar…”
    Şayet namaz vakti girdikten sonra ay hali veya loğusa olursa tercih edilen görüşe göre; vaktinin başına yetiştiği fakat namazını kılamadan ay hali ya da loğusalığının başladığı o namazı kaza etmez. Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye, Fetvalarında (XXIII, 335) bu mesele hakkında şunları söylemektedir:
    “Delil bakımından daha kuvvetli görülen, Ebu Hanife ve Malik’in mezhebidi r. Bunlara göre herhangi bir yükümlülüğü yoktur. Çünkü kaza namazı ancak yeni bir emir ile vacip olur. Burada ise onun kaza etmesini gerektire n yeni bir emir yoktur. Diğer taraftan o caiz olan bir tehirde bulunarak namazını kılmayı ertelemiştir. Bu bakımdan onun herhangi bir kusurlu davranışı söz konusu değildir. Uyuyan ya da unutan bir kimse de aynı şekilde her ne kadar kusurlu değil ise de, onun yaptığı bir kaza kılmak değildir. Aksine onun kılacağı namaz uyandığı ya da hatırladığı vakit vaktinde kılınan bir namazdır …”


    En son Admin tarafından Perş. Mayıs 17, 2012 8:15 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
    avatar
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 207
    Kayıt tarihi : 18/03/12

    2- İstihaza Ve Hükümleri:

    Mesaj  Admin Bir Perş. Mayıs 17, 2012 8:07 am

    - İstihaza Ve Hükümleri:

    İstihaza, âzil diye adlandırılan bir damardan sızıntı şeklinde zamanı dışında kanın akması demektir. İstihazalı kadının durumu ay hali kanının istihaza kanına benzemesi nden ötürü müşkil bir durumdur. Kan böyle bir kadından sürekli yahut çoğunlukla akmakta ise bu kadın hangisini ay hali kanı kabul edecek, hangisini istihaza kanı kabul edecek bundan dolayı orucu ya da namazı terk edecek mi etmeyecek mi? Bu sebeple istihazalı kadın hakkında temiz kadınların hükümleri muteberdi r. Buna göre istihaza kanı gören kadının üç hali söz konusudur:
    Birinci hal: Onun istihaza musibetin e uğramadan önce bilinen bir adetinin olması halidir. Yani istihazalı hale düşmeden önce mesela ayın başında ya da ortasında beş ya da sekiz gün ay hali oluyordu. Böylelikle ay hali günlerinin sayısını ve vaktini bilmiş oluyordu. Böyle bir kadının adeti kadar ay hali kabul edilir, namazı ve orucu bırakır ve onun hakkında ay hali hükümlerine dikkat edilir. Adeti sona erdi mi gusleder namaz kılar geriye kalan kanı istihaza kanı olarak değerlendirir .Çünkü Peygamber sallallah u aleyhi vesellem Umm Habibe’ye şöyle demiştir: “Daha önce adetin seni alıkoyduğu kadar bekle; sonra gusl et ve namaz kıl” Yine Peygamber sallallah u aleyhi vesellem Ebi Hubeyş kızı Fatıma’ya şöyle demiştir:
    “Şüphesiz ki bu (kan sızdıran) bir damardır, ay hali değildir. Ay hali vakti geldi mi namazı terk et”.
    İkinci hal: Şayet böyle bir kadının bilinen bir adeti bulunmayıp fakat kanı siyah yahut katı yahut özel bir kokusunun bulunması gibi adet kanı niteliğini taşımak suretiyle diğerinden ayırd edilebili yor; diğer kanı ise kırmızı, kokusuz ve katı olmamak suretiyle ay hali kanının nitelikle rini taşımadığı için ay hali kanından ayırt edilebili yorsa, bu durumda ay hali kanı nitelikle rini taşıyan kanı adet kanı olarak kabul eder ve bu süre zarfında namazı bırakır, oruç tutmaz. Bunun dışında gelen kanları istihaza kabul eder ve ay hali kanı nitelikle rini taşıyan kanın akmasının sona ermesi ile birlikte gusleder, namaz kılar, oruç tutar ve temiz kabul edilir. Çünkü Peygamber sallallah u aleyhi vesellem Ebu Hubeyş kızı Fatıma’ya şöyle demiştir:
    “Ay hali kanı bilinen siyah bir kandır. İşte o vakit namaz kılma! Eğer diğer kan görünürse o zaman abdest al namaz kıl!”
    Bu hadisten anlaşıldığına göre istihazalı olan kadın kanın nitelikle rine itibar eder ve bu nitelikle r ile ay hali kanı ile diğerlerini ayırır ve değerlendirir.
    Üçüncü hal: Eğer kadının bildiği bir adeti ve ay hali kanının diğerlerinden ayırd edici nitelikle ri yoksa, bu durumda kadın çoğunlukla görülen süre olan her aydan altı ya da yedi günü ay hali olarak kabul eder. Çünkü kadınların çoğunlukla görülen adeti budur. Peygamber sallallah u aleyhi vesellem Cahş kızı Hamne’ye şöyle demiştir:
    “Bu, şeytandan gelen bir tekmedir. Sen altı ya da yedi gün ay hali olduğunu kabul et; sonra gusl et. Artık bu süreyi bitirdin mi yirmi dört veya yirmi üç gün namaz kıl, oruç tut. Böyle yapman senin için yeterlidi r. Diğer kadınların ay halinde olduğu gibi sen de böylece yap.”
    Geçen açıklamalardan çıkan sonuç şudur: Adeti olan bir kadın adetine göre hareket eder. Kanları birbirind en ayıran kadın bu ayırdetmeye göre tutumunu belirler. Bu iki durumda da olmayan bir kadın altı ya da yedi gün ay hali olduğu kabul edilir. İşte böylece bu hususta Peygamber sallallah u aleyhi vesellem den istihaza hakkında varid olmuş üç ayrı sünnet uygulaması bir arada değerlendirilmiş olmaktadır.
    Şeyhü’l-İslam İbn Teymiyye şöyle diyor: “Alâmet olarak kabul edilenler altı tanedir: Eğer adet var ise bu en güçlü alâmettir. Çünkü aslolan ay halinin durumudur . Ayırd edici özelliklere gelince, siyah ve kötü kokan katı kanın ay hali kanı olması kırmızı kana göre daha uygundur. Kadınların çoğunluğunda görülen kanı muteber kabul etmeye gelince, aslolan kişinin daha genel ve çoğunlukla görülen kişiler gibi değerlendirilmesidir. İşte bu üç alamet, gerek sünnet gerekse konu ile ilgili olayların değerlendirilmesi sureti ile delil teşkil etmektedi r.” Daha sonra İbn Teymiyye bu hususta kabul edilen diğer alametler i söz konusu etmekte ve şunları söylemektedir: “Bu husustaki görüşlerin en doğru olanı ise, sünnet-i seniyyede gelmiş olan alametler e itibar etmek, bunların dışındakileri göz önünde bulundurm amaktır…”

    İstihazalı Kadının Temiz Kabul Edildiği Hallerde Uyması Gereken Hususlar:

    1- Daha önce açıklandığı üzere muteber kabul edilen ay halinin sona ermesi ile birlikte gusletmes i gerekir.
    2- Her namaz vaktinde fercinden çıkan kanı izale etmek için fercini yıkar ve çıkış yerine çıkan kanı engelleye cek şekilde pamuk veya benzeri bir şey koyar; onun düşmesini engelleye cek şekilde onu bağlar. Sonra her namazın vaktinin girişi ile birlikte abdest alır. Çünkü Peygamber sallallah u aleyhi vesellem istihazalı kadın hakkında şöyle buyurmuştur:
    “Ay hali olduğu günlerde namazı bırakır, sonra gusleder, sonra da her namaz vakti için abdest alır.”
    Yine Peygamber sallallah u aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
    “Ben sana o yere koymak üzere pamuğu tavsiye ederim.”
    Bugün için piyasada bulunan tıbbi gereçler kullanılabilir.
    avatar
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 207
    Kayıt tarihi : 18/03/12

    Loğusalık (Nifas) Ve Hükümleri:

    Mesaj  Admin Bir Perş. Mayıs 17, 2012 8:09 am

    Nifas (Loğusalık) İle İlgili Hükümler

    Loğusalığın hükümleri aşağıda görüldüğü gibi ay hali hükümlerine benzer:
    1- Ay hali olan kadın ile cinsel ilişki kurmak haram olduğu gibi loğusa kadın ile de ilişki kurmak haramdır; ancak bunun dışında ondan faydalanm ak mübahtır.
    2- Loğusa kadının oruç tutması, namaz kılması yahut Beytullahı tavaf etmesi –ay hali olan kadında olduğu gibi- haramdır.
    3- Loğusa kadının Kur’an’a el değdirmesi ve -unutmaktan korkması hali dışında- Kuran okuması –ay hali olan kadın gibi- haramdır.
    4- Loğusa kadının loğusalık süresi ile tutamadığı oruçları –ay hali olan kadın gibi- kaza etmesi icab eder.
    5- Loğusa kadının loğusalığının sona ermesi halinde -ay hali olan kadına farz olduğu gibi- gusletmek farzdır. Buna dair delillere gelince:
    Ümm Seleme radıyallahu anha dedi ki: Loğusa kadın Resululla h sallallah u aleyhi vesellem’ın döneminde kırk gün oruç tutmadan, namaz kılmadan otururdu.”
    Mecduddîn İbn Teymiyye el-Münteka (I, 184) te şöyle demektedi r: “Derim ki: Hadiste kırk güne kadar oturması emredilir di, demektir. Böylece bu hususta varid olmuş haberin yalan olması önlenmiş olmaktadır. Zira herhangi bir çağda bütün hanımların loğusalık ya da ay halindeki adetlerin in birbiri ile aynı olması imkânsızdır.”
    Ümm Seleme radıyallahu anha’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Peygamber sallallah u aleyhi vesellem’in hanımlarından herhangi bir hanım loğusalık halinde kırk gün beklerdi de ona loğusalık döneminde kılmadığı namazları kılmasını emretmezd i.”

    Loğusanın Kanı Kırk Gün Bitmeden Kesilir, Sonra Bu Süre İçerisinde Tekrar Gelirse:

    Loğusa kadının kanı kırk günden önce kesilir kadın da gusledip namaz kılar oruç tutar sonra da kırk gün dolmadan tekrar kan görmeye başlarsa sahih olan bunun da loğusalık kanı olarak değerlendirileceğidir. Bu durumda kadın bu süreyi bekler ve aradaki temizlik halinde tuttuğu orucu sahih kabul edilir, onu kaza etmez.
    avatar
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 207
    Kayıt tarihi : 18/03/12

    Kanların Sebebi

    Mesaj  Admin Bir Perş. Mayıs 17, 2012 8:12 am

    Kanların Sebebi

    Şeyh Abdurrahm an b. Sa’dî şöyle demektedi r: “Geçen bu açıklamalardan açıkça anlaşıldığına göre loğusalık kanının sebebi doğum yapmak, istihaza kanının sebebi hastalık ya da benzeri bir sebeple gelen arızi bir kan, ay hali kanının sebebi ise asli kan olduğudur. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.”

      Forum Saati Paz Tem. 22, 2018 5:42 am