DOLUNAY FM ISLAMI FORUM

*Hos Geldiniz* Allahumme Salli Ala Seyyidina Muhammed * Deyip OYLE CIKIN iNSALLAH
DOLUNAY FM ISLAMI FORUM

Saat

Giriş yap

Şifremi unuttum

Kimler hatta?

Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok


Sitede bugüne kadar en çok 67 kişi Cuma Tem. 28, 2017 10:45 pm tarihinde online oldu.

Dua Kuran-i Kerim Dinle

En çok konu başlayanlar

En son konular

» Sabah ve İkindi Namazından Sonra Nafile Namaz Kılınır mı?
Çarş. Haz. 27, 2012 9:16 am tarafından Admin

» Kur'an okumanın zararları
Çarş. Haz. 27, 2012 8:33 am tarafından Admin

» İslam Düşmanlarını Sevmenin Zararları
Çarş. Haz. 27, 2012 8:29 am tarafından Admin

» Vaktin Önemi ve Onu Boş Yere Harcamanın Zararları
Çarş. Haz. 27, 2012 8:26 am tarafından Admin

» Hadis Ezber Etkinlikleri
Perş. Mayıs 24, 2012 1:29 am tarafından Admin

» Namaz Dersleri
Perş. Mayıs 24, 2012 1:21 am tarafından Admin

» Regaip Kandili ile ilgili Hadisler
Perş. Mayıs 24, 2012 12:39 am tarafından Admin

» Regaib Kandili Nedir?
Perş. Mayıs 24, 2012 12:28 am tarafından Admin

» Üç Aylar İle İlgili Hadis-i Şerifler..
Perş. Mayıs 24, 2012 12:11 am tarafından Admin

Her gune ozel soz

Ezan Ve Namaz Vakitleri



En iyi yollayıcılar

Istatistikler

Kullanıcılarımız toplam 203 mesaj attılar bunda 142 konu

Toplam 12 kayıtlı kullanıcımız var

Son kaydolan kullanıcımız: vildankader@gmail.com

Cevşen-ül Kebir

Ey OguL

EY OGUL...... Bu yalan dünya mesakkat ve çile yeridir,sikintisiz çilesiz hayat hayat degildir,musibetlerse iyilerin hep pesindedir,dinle bütün nebiler neler çekmis EY OGUL...... Ademle havva akibet cennetten kovuldu,yakubunsa yillarca gözleri görmez oldu,eyyubun vücudunu habis kurtlar bürüdü,dert çekmeden kemale eremezsin EY OGUL...... ibrahim gibi ateslere atilmadikça,ismail gibi minada kurban olmadikça,yunus gibi baligin karninda kalmadikça ,gerçek müslüman olamazsin EY OGUL....... Aise gibi iftiraya ugramadikça,musa gibi kizildenize açilmadikça,yusuf gibi kardesler kuyuya atmadikça,sen dervis olamazsin EY OGUL..... Isa gibi çarmiha zulmle gerilmedikçe,süleyman gibi kus dilini bilmedikçe,nuh gibi tufanda gemiye binmedikçe,cennet ucuz degil kazanamazsin EY OGUL..... Hazreti ömer adaletle daim yogruldu,meryem magarada babasiz çocuk dogurdu,rabia ise bodrumda yilanla dost oldu,çile çekmeden alim olamazsin EY OGUL..... Veysel karani ise ana sözü dinlerdi,mevlana hak hak diye dönüp rabbe yöneldi,evliya çelebi hep diyar diyar gezerdi,rabbini aramadan bulamazsin EY OGUL.... Ali hem cengaverdi hemde çok cesaretli,yunus taptuka yillarca hizmet eyledi,imami azam elma suyunu içiverdi,gaflete dalmadan uyanamazsin EY OGUL..... Hazreti Muhammed gibi hicret etmedikçe,ayagina deve dikenleri batmadikça,magarayi örümcekler agla sarmadikça,hak dostuna komsu olamazsin EY OGUL.... Peygamberimize amcasi çok eziyet etti,nuhun oglu ise gemiye binmedi,kabil kardesini vurup nefsine yenildi,düsman uzakta deme en yakinin EY OGUL..... Bütün çileler bosuna çekilmedi,aciyla sabirla biryerlere gelindi,hepside tek tek imtihana tabi tutuldu,kazananlar kevser suyundan içti EY OGUL...... Atese dayanacagin kadar günah isle,büyük ruhlar büyük aci çeker bunu belle,sen peygamberlerin kuranin yolunu izle,ne kadar haksizliga ugrasanda EY OGULLLLLLL....... Yazar: Nur Yuzlum________

    tekfir etmeyenleri tekfir etmek

    Paylaş
    avatar
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 207
    Kayıt tarihi : 18/03/12

    tekfir etmeyenleri tekfir etmek

    Mesaj  Admin Bir Perş. Nis. 12, 2012 3:55 am

    Rahman Ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla
    Alemlerin yegane Rabbi ve ilahı, her türlü noksanlıktan münezzeh sıfat ve isimlerin yegane sahibi, inananlara hidayet kaynağı, inkarcılara bir uyarı ve öğüt olarak Yüce Kitab'ı indiren Allah'a, O'nun razı olduğu şekilde hamdederiz. Şüphesiz biz, O'na ibadet için varız ve O'na döndürüleceğiz. "O" ne güzel dost, "O" ne güzel yardımcıdır.
    İbrahim (a.s)’in milletine tabi olmayı, rasullerin davetine uymayı, Alemlerin rabbini tevhid etmeyi, şirkten ve müşriklerden uzak durmayı emretmek için gönderilen muvahhidlerin seyyidi Muhammed (a.s)’e salat ve selam olsun!
    Şu iyice bilinsin! Kim Allah’a şirk koşarsa, büyük bir iftira atmış olur. Kim Allah’a şirk koşarsa, apaçık bir şekilde sapmış olur.

    İbni Teymiye rahimetullahi aleyh şöyle dedi:
    "Bu din, İslam dinidir. Allah-u Teâlâ, bundan başka din kabul etmez. İslam dini, sadece Allah-u Teâlâ'ya teslimiyet göstermektir. Kim, hem Allah-u Teâlâ'ya hem de başkasına boyun eğerse müşrik olur. Kim, Allah-u Teâlâ'ya hiç teslimiyet göstermezse, Allah-u Teâlâ'ya ibadette kibirlenen olur. Müşrik olsun Allah-u Teâlâ'ya ibadette kibirlenen olsun, her ikisi de kafirdir." (Er-Risaleti’t-tedmuriye s: 52-53 , Fetvalar c: 38 s: 23-24)
    KUR’AN'DAN VE ALİMLERİN AÇIKLAMALARINDAN DELİLLER

    "İbrahim ve beraberinde olanlarda sizler için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: Biz, sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi reddettik. Bizimle sizin aranız-da, bir olan Allah’a iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve kin başlamıştır." (Mumtahine: 4)
    "(İbrahim dedi ki) Sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan uzaklaşıyorum..." (Meryem: 48)
    "(İbrahim) onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından uzaklaşınca ona İshak ve Yakub’u bağışladık ve hepsini de nebi yaptık." (Meryem: 49)
    Yüce Allah Ashab-ı Kehf hakkında da şöyle buyuruyor:
    "Madem ki siz, onlardan ve onların Allah-u Teâlâ'nın dışında ibadet ettikleri varlıklardan uzaklaştınız, o halde mağaraya sığının..." (Kehf: 18/16)

    İbn Cerir Taberi şöyle der:
    Ey müminler, şüphesiz ki sizin için, Allahın düşmanlarını dost edinmeme bakımından İbrahim'de ve onunla birlikte olan müminlerde güzel bir örnek vardır. İbrahim ve onunla birlikte olanlar, Allah'ı inkar eden ve tağutlara tapan kavimlerine şöyle demişlerdi:
    "Biz sizlerden de Allahtan başta taptığınız put ve tağutlardan da beriyiz. Biz, sizin, Allah'dan başkasına tapmanızı reddediyoruz. Bu batıl dininizi inkar ediyoruz. Sizin yalnızca Allah'a iman edip onu birlemenize kadar bizimle sizin aranızda ebedi olarak düşmanlık ve kin ortaya çıkmıştır. Bu düşmanlık ve kini, yalnızca Allaha kulluk etmeniz giderir.
    Ey müminler, kâfirlere karşı tavır almanızda, İbrahim ve onunla birlikte İman edenlerde sizin için güzel bir örnek vardır." (Taberi Tefsiri)

    Fahrettin Er-Razi şöyle der:
    Müfessirler şöyle demişlerdir:
    "Allah Teâlâ, İbrahim ve ona tabi olanların ashabının, kavimlerinden teberrî ettiklerini, onlara düşman kesildiklerini ve onlara, "Biz sizden uzağız" dediklerini haber vermiş, Resûlüllah sallAllahu aleyhi ve sellemin ashabına da, İbrahim ve ashabına uymalarını ve onların bu sözlerini örnek almalarını emretmiştir. Ferra, ayetin anlamının şöyle olduğunu söylemiştir:
    "Ey Hatıb ibn Ebî Belte'a, İbrahim'in ehlinden teberrî etmesi hususunda, sen onu örnek almaz mısın? Çünkü Cenâb-ı Hakk, (İbrahim (a.s) hakkında), "Onlar kavimlerine, "Biz, sizden ... kesin olarak uzağız" demişlerdi" (Razi Tefsiri)

    Ebulleys şöyle diyor:
    Yani, İbrahim (a.s) da olan "güzel örnek" i göz önünde bulundurmanız üzerinize vaciptir. Neden örnek almazsınız? O İbrahim a.s)' in yolu görgülü-muhteşem bir yoldur. Siz ona uyunuz. Nitekim o İbrahim (a.s)' e inanan mü'minler kâfirlere:
    "Biz sizden değiliz. Bizimle sizin aranızda apaçık düşmanlık vardır. Asla hiçbir zaman dostluk kuramayız sizinle. Ama siz bizim gibi Allah-u Teâlâ'nın birliğine (Tevhide) inanırsanız, o takdirde bu şartla dost oluruz." dediler.
    Size de yaraşan ve hatta vacip olan, yaşadığınız devrin münkirlerine, müşriklerine aynı sözleri söyleyebilmenizdir. (Ebulleys Semerkandi Tefsiri)

    İbni Teymiye bu ayet hakkında şöyle diyor:
    Burada yüce Allah, müşrikler tek ve ortaksız Allah’a iman edinceye kadar, onlara karşı düşmanlıklarını ve nefretlerini ortaya koyan İbrahim ve beraberindekilerin mü’minler tarafından örnek alınmasını emrediyor. Şimdi bu emir nerede, iyiye iyi ve kötüye de kötü demeyenlerin çarpık anlayışları nerede!..
    İbni Teymiye bu ayetle ilgili başka bir yerde diyor ki:
    Allah’tan başkasına sığınmaktan beri olduğunu kast etmiştir. Allah’a sığınmak, Allah’a ibadetin kapsamına girer. İbrahim’in sözlerinin bir bölümü de buna delalet etmektedir. Çünkü, Allah’tan başkasına ibadet etmekten veya Allah’tan başkasına tevekkül etmekten teberri etmeleri bir zorunluluktur. Bu, yüce Allah’ın uğruna peygamberler gönderdiği ve kitaplar indirdiği tevhidin gerçekleşmesi demektir.... ( Feteva c:8 )

    Şeyh Abdurrahman b. Hasan şöyle diyor:
    Mümtehine Suresinin 4. ayeti İbrahim'in de (a.s.) diğer peygamber kardeşleri gibi Allah-u Teâlâ'nın dini üzere olduğunu gösteriyor.
    İbni Cerir (r.h.) bunları söyleyerek onun şöyle dediğini belirtir:
    "... Onlar kavimlerine demişlerdi ki: "Biz sizden ve sizin Allah'tan başka ibadet ettiğiniz şeylerden uzağız. Sizi tekfir ediyoruz. Siz bir olan Allah'a iman edinceye kadar bizimle sizin aranızda ebedi bir kin ve düşmanlık vardır." (Mümtehine: 60/4)
    Bu konuda İbrahim (a.s.) kendisine uyulacak güzel bir örnek olarak gösteriliyor ve şöyle buyruluyor:
    "İbrahim'in babasına söylediği: 'Senin için Allah'tan bağışlanma dileyeceğim. Fakat Allah'tan sana gelecek bir şeyi savmaya gücüm yetmez' sözü dışında, İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır."
    Allah-u Teâlâ, yine dostu İbrahim'den (a.s.) söz ederek, onun, babasına şöyle dediğini bildiriyor:
    "(İbrahim dedi ki) Sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan uzaklaşıyorum..." (Meryem: 48)
    "(İbrahim) onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından uzaklaşınca ona İshak ve Yakub’u bağışladık ve hepsini de nebi yaptık." (Meryem: 49)
    Tevhidi gerçekleştirmek; şirkten uzaklaşmak, müşriklerle ilişkileri kesmek, onlardan ayrılmak ve onlara düşmanlık gösterip buğz etmekle mümkün olur.
    Bu yola giren bir kimsenin daha yolun başında "bu yoldan gidenler azdır" diyerek endişeye kapılmaması gerekir. (Fethu'l Mecid)

    Süleyman b. Abdullah şöyle diyor:
    İşte bu bakımdan şirkten ve müşriklerden kaçınıp uzak durmak gerekir. Nitekim bu gerçeği yüce Allah şöyle açıklamaktadır:
    "İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine demişlerdi ki: "Biz sizden ve sizin Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi reddettik. Sadece Allah'a iman etmenize kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke belirmiştir..." (Mümtahine: 4)
    Ayette yer alan "ve onunla beraber olanlarda" sözünden maksat, İbni Cerir Taberi'nin de belirttiği gibi; rasullerdir.
    İşte bu ayet, Muhammed b. Abdu'l Vehhab'ın anlattıklarına delil oluşturmaktadır.
    Ayet;
    - tevhide daveti,
    - şirkten uzaklaşmayı,
    - şirki reddetmeyi,
    - tevhid ehline dostça davranmayı, onlara destek olmayı içermekte,
    - aynı zamanda tevhide zıt olan şirk amelleri işleyerek tevhidden ayrılanları da tekfir etmeyi gerektirmektedir.
    Şöyle ki; bir kimse şirk koşuyorsa, o kişi tevhidi terketmiş demektir. Çünkü şirk ile tevhid birbirine zıttırlar, ikisinin birarada bulunması mümkün değildir. Nerede şirk varsa, orada tevhid yoktur. Allah-u Teâlâ şirk koşanlar hakkında şöyle buyurmuştur:
    "Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşarlar. (Ey Muhammed!) De ki: "Küfrünle biraz eğlen; çünkü sen, muhakkak Cehennem ehlindensin!" (Zümer: 39/Cool
    Yüce Allah, bu ayette de olduğu gibi, ibadette kendisine şirk koşanların kafir olduklarını bildirmektedir.
    Kur'an-ı Kerim'de bu manadaki ayetler çoktur.
    Bir kimsenin muvahhid olabilmesi için kesinlikle şirki terkedip ondan uzak durması ve şirk koşanları da tekfir etmesi gerekir. (Ed-Delail)

    Şeyh Muhammed b. Abdullatif b. Abdurrahman bu ayet hakkında şöyle dedi:
    "Yeryüzünde meydana gelebilecek en büyük fitne, şirk ve fesat;
    Müslüman ile kafirlerin, Allah-u Teâlâ'ya itaat edenle karşı gelenlerin karışmasıdır.
    - Onlar karıştığında İslam nizamının dengesi bozulur.
    - Tevhid akidesinin hakikati belli olmaz ve kaybolur.
    - Sonuçta büyüklüğünü sadece Allah-u Teâlâ’nın bildiği şer meydana gelir.
    İslam’ın hakim olması, Emri bi’l maruf Nehyi ani’l münker müessesinin işlemesi ve cihad bayrağının yükselmesi ile olur.
    Allah-u Teâlâ için sevmek, Allah-u Teâlâ için buğzetmek ve Allah-u Teâlâ’Nın dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmakla olur.
    Buna delalet eden bir çok ayet vardır." (Eddurerus Seniye – Cihad Bölümü)

    Abdullah b. Abdurrahman şöyle dedi:
    İbrahim'den (a.s.) başka, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem ile ashabının kavimlerinden ayrılıp uzaklaşmaları ve onlara düşmanlık göstermeleri de bizim için örnek oluşturmaktadır. Sa'd (r.a.) ile annesi arasında geçen olay da bunu açık bir şekilde gösteren bir olaydır.
    Yine yüce Rabbimizin İbrahim'le (a.s.) ilgili olarak haber verdiği şu ifadeler de bizim için örnek oluşturmaktadır:
    "Sizden ve Allah'tan başka ibadet ettiğiniz şeylerden uzaklaşıyoruz..." (Meryem: 19/48)
    Yüce Allah Ashab-ı Kehf hakkında da şöyle buyuruyor:
    "Madem ki siz, onlardan ve onların Allah-u Teâlâ'nın dışında ibadet ettikleri varlıklardan uzaklaştınız, o halde mağaraya sığının..." (Kehf: 18/16)
    Allah-u Teâlâ, bu muhkem ayetlerde onların öncelikle müşriklerden ayrıldıklarını, mabudlarından önce müşriklerle ilgi ve alakalarını kopardıklarını haber veriyor.
    Şimdi bu gerçekler karşısında günümüzün alimleri (!) neredeler?
    Bu kelimenin manasını dünün cahil kafirlerinin bildikleri kadar bile kavrayamıyor ve gerekleriyle amel etmiyorlar. Halbuki Allah-u Teâlâ'nın, mülkünde hiçbir ortağı olmayıp tek olduğu ve O'ndan başka ibadete layık ilah bulunmadığını bildirmek için din, tevhid kelimesiyle gönderildi, nebi ve rasulleri de bununla Allah-u Teâlâ'nın şanını yücelttiler. (Tevhid)

    Şeyh Hamed b. Atik bu ayet hakkında şöyle dedi:
    "Allah-u Teâlâ bu ayette şöyle buyurdu:
    "Muhakkak ki biz sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız."
    Bu ayetin incelikleri çoktur. Allah-u Teâlâ ayette putlardan önce putlara tapanlardan beri olmayı zikretmiştir.
    Bunun sebebi putlara tapanlardan beri olmanın putlardan beri olmaktan daha önemli olmasıdır.
    Çünkü putlardan beri olan, fakat onlara tapanlardan beri olmayan kimse, üzerindeki farzı yerine getirmiş olamaz.
    Ancak müşriklerden beri olursa, onların taptıklarından da beri olmuş olur.
    Bu, Allah-u Teâlâ’nın şu ayetine benzer.
    "(İbrahim dedi ki) Sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan uzaklaşıyorum..." (Meryem: 48)
    Bu ayette de İbrahim (a.s)’in önce putlara tapanlardan, sonra da putlardan ayrıldığı geçmektedir. Buna benzer bir diğer ayet de şöyledir:
    "(İbrahim) onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından uzaklaşınca ona İshak ve Yakub’u bağışladık ve hepsini de nebi yaptık." (Meryem: 49)
    İşte bu inceliğe çok önem ver. Çünkü bu incelik, Allah-u Teâlâ’ın düşmanlarına düşman olmanın kapısını sana açar.
    Şirk işlemeyen nice insan vardır ki bunlar şirk ehlinden beri olmamışlardır. Bu sebeple müslüman değildirler, çünkü, rasullerin bildirdiği dine uymamışlardır." (Sebil’in Necati Ve’l Fikak)

    Abdullah el-hanefi bu ayet hakkında şöyle diyor:
    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
    "İbrahim ve beraberinde olanlarda sizler için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: Biz, sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi reddettik. Bizimle sizin aranız-da, bir olan Allah’a iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve kin başlamıştır." (Mumtahine: 4)
    İbrahim'in Bu Alandaki Önderliği:
    Sizler benim ve sizin düşmanlarınızı nasıl dost edinirsiniz? Atanız İbrahim'in yolunda gitmez misiniz? O sizin için güzel bir örnek teşkil etmektedir. Allah dostu atanız İbrahim'de sizler için pek hoş ve güzel bir numune vardır. Onunla beraber bulunan mü'minler de bu hususta sizler İçin örnektirler. Çünkü onlar milletlerine şöyle demişlerdi: Biz, sizden ve tapmakta olduğunuz putlardan uzağız. Size aldırış etmiyoruz. Atalarınızın ve sizlerin tanrılarına iltifat etmiyoruz. Bilakis sizi protesto ediyoruz. Bizlerle sizler arasında dostluk değil de düşmanlık zuhur etmiştir. Aramızda sadakat değil de kin ve öfke her zaman için ortada olacaktır.
    Evet bütün bunlar sırf Allah'a iman etmeniz ve şirkinizi inkâr etmeniz içindir. İbrahim'in sözlerine ve fiillerine uyun. (Furkan Tefsiri (Hicazi)

    Abd b. Abdullah şöyle der:
    Andolsun ki İbrahim’de ve O’na iman edip onunla birlikte olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. İbrahim ve beraberindeki mü’minlerde küfür ve şirkten teberrî, kâfir ve müşriklerden uzaklaşma konusunda sizin için uyulacak, takip edilecek güzel örnekler vardır. Kitabımızda "üsve" ifadesi, Rasûlullah Efendimiz ve İbrahim (a.s) ve onunla birlik olanlar için kullanılmaktadır. Onunla birlik olanlardan kasıt ta ya ona iman eden mü’minler, ya da ondan sonra gelip onun yolunu takip eden peygamberlerdir.
    Onlar küfrü ve şirki tercih etmiş toplumlarına şöyle demişlerdi:
    "Biz sizden de, sizin anlayışlarınızdan da, sizin hayat programlarınızdan da uzağız. Sizin Allah berisinde tapındıklarınızdan uzağız. Sizin dininizi, yolunuzu, yaşam biçiminizi, hayat programınızı inkar ediyoruz. Allah’a teslim olmuş, iradesini Allah’a teslim etmiş bir Müslüman olarak bizim sizinle, sizin dininizle, ekonomi anlayışınızla, siyasal yapılanmalarınızla, hukuklarınızla, kazanma-harcama anlayışlarınızla, eğitim, evlenme, boşanma anlayışlarınızla, tüm hayat anlayışlarınızla bir ilgimiz yoktur. Biz sizden ayrıyız, sizden uzağız. Bizimle sizin aranızda küfür ve şirki bırakıp yalnız Allah'a inanacağınız ana kadar ebedî bir düşmanlık ve öfke baş göstermiştir. Kalbimizde bir düşmanlık vardır. Ne zaman ki sizler de bizim gibi Allah’a iman eder, Allah’ın istediği bir hayata evet dersiniz, ancak o zaman size olan düşmanlığımız ve kinimiz son bulur. Çünkü bizim size olan düşmanlığımızın sebebi Allah’tır. Sizler Allah’a, Allah’ın istediği gibi inanmadığınız sürece bilesiniz ki, bizler ebediyen sizden uzaklaştık ve ebediyen size buğz ve düşmanlık besleyeceğiz."
    Allah’ın elçisi İbrahim (a.s) ve onun yolunun yolcuları işte böylece küfürden, kâfirlerden, kâfirlerin tüm tarz-ı telakkilerinden teberrî ediyorlardı. Rabbimiz işte bunu bize örnek olarak anlatıyor. "Ey Müslümanlar bu konuda sizler için çok hoş bir örnek var." buyuruyor. Sizler de tıpkı yasal örneğiniz, imamınız, büyük atanız gibi kâfirlerden, küfürden, şirkten, şirk anlayışlarından teberri etmek zorundasınız. Sizler de bunu demek zorundasınız.
    Ey müşrikler deyin ki: "Bizler sizin şirklerinizden de, şirk koştuklarınızdan da, şirk âdetlerinizden de, şirk sistemlerinizden de uzağız. Bizler Allah’a teslim olmuş Müslümanlarız. Bizim kulluk anlayışımızla sizinkilerin uzak ve yakından en ufak bir benzer yanı yoktur!"
    "Ben Allah’a inandım!.." Yetmez bu… Allah’a inanmakla beraber Allah’tan başkalarından teberrî de şarttır. Allah’a imanla beraber Allah’tan başkalarına itaati reddetmek de şarttır. Müslümanlar şunu kesinlikle bilmelidirler ki, tamamıyla cahiliyeden ve cahiliye anlayışlarından ayrılmadıkça kendilerine Allah’ın yardımı gelmeyecek, Allah’ın vaadi gerçekleşmeyecektir. Onlar cahiliyenin karşısına dikilip açıkça onu reddetmedikçe, onlardan ayrıldıklarını açıkça ortaya koymadıkça zafer asla müyesser olamayacaktır. Zafer ve Allah’ın yardımı gelmediği gibi, böyle hem Allah’a inanır hem de başkalarının rubûbiyetine ve ulûhiyetine inanırsak, bilelim ki bu yaşadığımız hayat Allah’ın istediği Müslümanlık da olmayacaktır.

    Seyyid Kutup şöyle diyor:
    Bu, sürec gelip geçen Allah-u Teâlâ'nın dinine inanmış ve Allah-u Teâlâ'nın bayrağı altında yaşamış kimselerin kafilesidir. Bu kafile, yapılması gerekeni yaparak gelip geçmiştir. Bu, inanmış kimselerin, kendi kavimlerinden, kavimlerinin mabutlarından ve bu mabutlara tapınmaktan uzaklaşmalarıdır. O da, kafir kavimlerini reddedip Allah'a iman etmekten ibarettir. Kavimleri, sadece Allah'a iman edinceye kadar aralarında ebediyyen sürecek bir düşmanlık ve buğuz söz konusudur. Bu, bir kesin ayrılıştır. Akide ve iman bağı kesildikten sonra geriye başka hiç bir ortak bağ bırakmayan bir ayrılıştır... (Fizilalil Kur’an Mümtehine: 4. AyetininTefsiri)

    Ziyaeddin el-Kudsi Bu ayetle ilgili şu açıklamalarda bulunmuştur.
    Şimdi, Mumtahine: 4 ayeti üzerinde biraz duralım ve düşünelim. Çünkü bu ayet, tagutun pratik olarak nasıl reddedileceğini ve Allah-u Teâlâ’ın gönderdiği bütün nebi ve rasullerin dini ve milleti olan tevhidin nasıl sağlanacağını çok açık olarak göstermektedir.
    "İbrahim ve beraberinde olanlarda sizler için güzel bir örnek vardır."
    Ayette zikredilen "güzel bir örnek" ten kasıt; farz olan yani; uyulması her müslümanın üzerine farz olan güzel bir örnek demektir
    Bunun delili:
    1 - İbrahim (a.s)’in milletini açıklayan surenin sonunda Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
    "Andolsun, onlarda sizler için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar için güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirecek olursa... Şüphesiz Allah, Ganiy’dir, Hamid’dir." (Mümtahine: 6)
    2 - Allah-u Teâlâ bir başka ayette bu konuyla alakalı olarak şöyle buyuruyor:
    "İbrahim’in milletinden, kendini bilmeyenden başka kim yüz çevirir?" (Bakara: 130)
    3 - Bir başka ayette şöyle buyuruyor:
    "Sonra sana, Hanif olan İbrahim’in milletine uymanı vahyettik. O, müşriklerden değildi." (Nahl: 123)
    "Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi..."
    Allah-u Teâlâ, İbrahim (a.s) ve beraberindeki muvahhidlere, babaları, oğulları, aşiretleri, akrabaları ve bunlar gibi kan ve akrabalık bağı olan kimselerden oluşan ve şirk üzere bulunan kavimlerine ne söylemeleri gerektiğini emirle bildirmiştir. Yakın akrabalara böyle söylenebiliyorsa bu kimselerden daha uzak olan ve akrabalık bağı olmayan kimselere de muhakkak aynı şeyi söylemek gerekir.
    "Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız."
    Allah-u Teâlâ ayette, önce putlara tapanlardan beri olmayı ziretmiştir. Çünkü bir kimse taguttan beri olabilir, fakat ona tabi olan ve ona yardım edenlerden beri olmayabilir. İşte böyle bir durumda taguttan gerçek manada beri olunamaz. Zira bu ayet apaçık göstermektedir ki, taguta tapan ve yardım eden kimselerden uzak olunmadığı müddetçe taguttan beri olunamaz.
    "Bizimle sizin aranızda, bir olan Allah’a iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve kin başlamıştır."
    Ayette "düşmanlık" sözü "kin" sözünden önce zikredilmiştir. Çünkü düşmanlık göstermek, kin beslemekten daha önemlidir. Zira insan kalben müşriklere buğzedebilir fakat onlara düşmanlık göstermeyebilir. Böyle bir durumda, Allah’ın farz kıldığını yerine getirmemiş olur. Taguta ve taguta tapanlara karşı düşmanlık göstermedikçe tagut reddedilmiş sayılmaz. Ayrıca taguta gösterilmesi gereken düşmanlık ve kinin çok açık olması gerekir.
    Bil ki! Kin sadece kalpte kalır, etkisi ve alametleri belli olmaz ve düşmanlıkla beraber olmazsa, daha açıkçası kafirlerle olan ilişki kesilmezse işte o zaman düşmanlık ve kin belli olmamış olur. Böylece ayetteki "başlamıştır" şartı yerine getirilmemiş olur. Çünkü ayette "bede" lafzı; "başladı", "apaçık belli oldu" manasındadır.
    Ayrıca normalde kin, düşmanlıktan önce zikredilmesi gerekir. Çünkü önce kin, sonra düşmanlık olur. Kin beslemek, kalbin amelidir. Düşmanlık yapmak ise bedenin amelidir. Bedenin ameli de kalbin ameline bağlıdır. Fakat Allah-u Teâlâ, hikmeti gereği bu ayette düşmanlığı kinden önce zikretmiştir
    Şeyh İshak b. Abdurrahman şöyle dedi:
    "Kafirlere kalple kin beslemek yeterli değildir. Zira düşmanlık ve kin açıkça belli olmalıdır..." Sonra Mümtahine: 4 ayetini zikrederek sözlerine şöyle devam etti:
    "Allah’ın bu ayetteki beyanını açıklayışına dikkatle bak! Çünkü bundan daha açık bir açıklama yoktur. Allah ayette:
    "...başlamıştır." buyuruyor.
    Bu ise; "ortaya çıktı, göründü" manasındadır. Dini açıkça ortaya koymak işte budur.
    Düşmanlığı açık bir şekilde yapmak ise; kafirleri açık bir şekilde tekfir etmek ve onlardan bedenen ayrılmakla olur." (Eddureris Seniye cüz 7 s: 141 cihad bölümü)
    Şeyh Süleyman b. Sehman şöyle dedi:
    Mumtahine ayeti hakkında şöyle dedi:
    "İşte bu, İbrahim (a.s)’in milletidir. Allah-u Teâlâ, İbrahim (a.s)’in milleti hakkında şöyle buyuruyor:
    "İbrahim’in milletinden, kendini bilmeyenden başka kim yüz çevirir?" (Bakara: 130)
    Allah-u Teâlâ’nın düşmanlarına düşmanlık göstermek, bu düşmanlığı apaçık bir şekilde ortaya koymak, onlardan çok uzak durmak, onlarla dost ve haşir neşir olmamak her müslümana farzı ayn olan amellerdir." (Durerus Seniye 7. bölüm. cihad bölümü s: 121)Bu ayetin delalet ettiği üzere, tagutu reddin şekli ve sıfatı şu üç şekilde özetlenebilir:
    1 - Müşriklerden, mürtedlerden ve tagutlardan beri olmayı ilan etmek.
    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor
    "Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız.."
    2 - Onların ve tagutlarının düşüncelerini, bütün müesseselerini, kanunlarını ve anayasalarını reddettiğini ilan etmek, onların kanun ve sistemlerini kabul edenleri tekfir etmektir.
    "Sizi reddettik...."
    3 - Onlara, sistemlerine ve içinde bulundukları durumlarına karşı düşmanlık ve kin gösermek ve onlarla mümkün olduğu kadar el ve dille cihad etmektir.
    "Bizimle sizin aranızda, bir olan Allah’a iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve kin başlamıştır."
    Bu cihad, bu düşmanlık ve bu kin, onlar tamamen Allah’a iman edip teslim oluncaya yani, tagutları tekfir edip onlardan uzaklaşıncaya kadar sürecektir. Arada, kesinlikle hiç bir anlaşma ve uzlaşma noktası yoktur.
    Allah-u Teâlâ, müminlere dost; kafir, müşrik ve küfür üzerinde ısrar edenlere düşman olmanın imanın en sağlam, en büyük rükunlarından olduğunu, bu rükun yerine getirilmediği zaman yeryüzünde büyük bir fesatın olacağını bildirmiştir.
    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
    "Muhakkakki iman edenler, hicret edenler, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, (muhacirleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte onlar birbirlerinin dostudurlar! İman eden ancak hicret etmeyenlerle, onlar hicret edene kadar sizin hiçbir dostluğunuz olamaz. Eğer, din konusunda sizden yardım isterlerse, aranızda anlaşma olmayan topluluklara karşı onlara yardım etmeniz gerekir. Allah, yaptıklarınızı görendir. Küfredenler, birbirlerinin dostlarıdır. Eğer bunu yapmazsanız (birbirinize dost olmazsanız) yeryüzünde fitne ve büyük bir fesad olur." (Enfal: 72-73)
    Allah-u Teâlâ bu ayette şöyle buyurmaktadır:
    "Eğer müminleri dost edinmeyip küfür ve şirk üzerinde ısrar edenlere dost olur, onlara düşman olmaz ve böylece iman ehline düşman olursanız yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat olur. Çünkü hak ile iman şirk ile tevhid karışır. Tevhid inancı bulanır. Allah-u Teâlâ’nın; "sadece O’na ibadet edip hiçkimseyi O’na ortak koşmama"yı bildiren emri kaybolur ve İslam şeriatinin pratiği ortadan kalkar.
    Allah-u Teâlâ'ya yemin ederim ki, bu dünyada, batıl ve ehlinden bugün beri olmayan, şüphesiz ahirette ondan beri olmayı ve dünyaya geri dönmeyi temenni edecektir. Ama ne yazık ki bu olmayacak ve o günkü pişmanlık sahibine bir şey kazandırmayacaktır. Allah-u Teâlâ bu konuyla ilgili olarak şöyle buyuruyor:
    "O gün yüzleri ateşe çevrilenler derler ki: "Keşke Allah’a ve rasulüne itaat etseydik. Rabbimiz! Biz, kendi liderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik. Ve onlar bizim yolumuzu saptırdılar. Rabbimiz onlara azabtan iki kat ver ve onlara büyük lanet et!" (Ahzab: 66-68)
    "O vakit tabi olunanlar, tabi olanlardan ayrılarak uzaklaşmıştır ve (her iki taraf da) azabı görmüştür ve onların (aralarındaki) bütün bağları da kopup parçalanmıştır. Tabi olanlar: "Ah keşke bir kere daha (dünyaya) döndürülsek de onların bizden ayrılarak uzaklaştıkları gibi biz de onlardan ayrılarak uzaklaşsak!" derler. Allah böylece onlara işledikleri amelleri hasretler (pişmanlıklar) halinde gösterecektir. Ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir." (Bakara: 166-167)
    Allah-u Teâlâ’nın muvahhid kullarından olmak isteyen, bu asrımızın yesağının kanunlarından, bu kanunları koyanlardan, bu kanunlara tabi olan ve onu müdafa edenlerden beri olmalı, iğrenç olan bu yeni dine ve ona tabi olanlara ise, bu dine bağlandıkları müddetçe düşman olup onları tekfir etmelidir.
    İşte bu, İbrahim (a.s)’in milletinin dini ve bütün nebi ve rasullerin dinidir. Bu ise; bütün ibadetleri ihlaslı bir şekilde sadece Allah-u Teâlâ'ya yapmak, şirkin ve müşriklerin her çeşidinden beri olmak manasına gelen tevhid kelimesidir ve insanlar ilk olarak buna davet edilirler. (Tağutu Reddetmek Tevhidin Gereğidir)
    Sonuç:
    "İbrahim ve beraberinde olanlarda sizler için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: Biz, sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi reddettik. Bizimle sizin aranızda, bir olan Allah’a iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve kin başlamıştır." (Mumtahine: 4)
    1 - Allah-u Teâlâ eski ümmetlerin kıssalarını bu ümmete de, ibret alması için açıklamış oluşu.
    2 - İbrahim (a.s)'ın Muvahhidlerin önderi olması ve onun şahsında yaşadıkları bu ümmete delil ve ibret oluşu.
    3 - İbrahim (a.s)'ın Kavmiyle redleşmesi.
    4 - İbrahim (a.s)'ın önce kavminden uzak olduğunu belirtmesindeki asıl neden; Allah’dan başka sahte ilahlara tapmış olmalarından ve küfürlerine rıza göstermeyişindendir.
    5 - Tağuta tapanları reddetmek tağutun da reddini gerektirir.
    6 - Tekfir etmeyeni tekfir etmenin delilidir.
    7 - Sadece tağutu reddetmenin yeterli olmadığı, tağutu reddetmeyenlerinde reddedilmesi gerektiği.
    8 - Sizi reddettik derken. Sizi cemaat olarak topluluk olarak istisnasız reddettik demektir.
    9 - Düşmanlığın ebedi oluşundaki asıl neden kavminin tağutu reddetmeyişi ve Allah’ın istediği şekilde iman etmeyişleridir.
    10 - Müslümanların kafir ve müşriklere karşı kininin devam edişi, onların tağutu reddetmeyişlerindendir.
    11 - Bu ayet La ilahe illAllahı açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
    12 - Tagutu reddetmeyenleri reddetmek tagutun reddini gerektirir. Sadece tağutu reddetmek reddetmeyenlerin reddini gerektirmez.
    13 - Taguta ve taguta tapanlara karşı düşmanlık göstermedikçe tağut reddedilmez.
    14 - Tağutu reddetmeyen kavmini reddetmek akrabalık bağı olmayanları hayli hayli reddeder

      Forum Saati Salı Eyl. 25, 2018 12:17 am